Karşınızdaki kişi sesini yükseltiyor, sizi kışkırtıyor ve tartışmayı kişisel bir mücadeleye dönüştürüyorsa ne yapmalısınız? İnternette Sokrates’e atfedilen bir hikâye, bazen en güçlü cevabın karşılık vermemek olabileceğini hatırlatıyor. Ancak anlatının tarihsel doğruluğu kesin değil.
Günlük hayatta fikir ayrılıkları kaçınılmaz. İş ortamında, aile içinde ya da sosyal medyada başlayan bir tartışma, zaman zaman haklı çıkma yarışına dönüşebiliyor. Taraflardan biri sesini yükselttiğinde veya kişisel saldırılara başvurduğunda ise asıl konu geri planda kalıyor.
Antik Yunan filozofu Sokrates’e atfedilen bir hikâye, tam da bu noktada dikkat çekiyor.
Sokrates’e atfedilen eşek hikâyesi
İnternette sıkça paylaşılan anlatıya göre Sokrates, bir gün kendisine hakaret eden ve saldırgan davranan bir kişiyle karşılaşır. Filozof, bu davranışa öfkeyle karşılık vermek yerine sessiz kalmayı tercih eder.
Öğrencilerinden biri neden tepki göstermediğini sorduğunda Sokrates’in şu sözleri söylediği aktarılır:
“Bir eşek beni tekmelese, onu dava eder miydim?”
Bu sözün Sokrates tarafından gerçekten söylendiğini doğrulayan güvenilir bir tarihsel kaynak bulunmadığından, anlatıyı filozofun kesin olarak yaşadığı bir olay şeklinde sunmak doğru olmaz. Bununla birlikte hikâyenin verdiği mesaj, günümüzde de tartışılıyor: Her provokasyona karşılık vermek zorunda değilsiniz.
Her tartışmayı kazanmak zorunda değilsiniz
Bir tartışmada karşı tarafın sesini yükseltmesi, haklı olduğunu göstermez. Aynı şekilde, sakin kalmak da her zaman karşı tarafın haksız olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, konuşmanın fikir alışverişi olmaktan çıkıp çıkmadığını fark edebilmektir.
Tartışma hakarete dönüştüğünde şu adımlar işe yarayabilir:
-
Sakinliğinizi koruyun: Öfkeyle verilen cevaplar, sonradan pişmanlık duyulabilecek sözlere dönüşebilir.
-
Kişisel saldırılara karşılık vermeyin: Konuyu yeniden asıl meseleye çekin.
-
Gerekirse konuşmaya ara verin: Sağlıklı iletişim kurulamıyorsa tartışmayı sürdürmek zorunda değilsiniz.
-
Sessizliği güçsüzlük olarak görmeyin: Bazen cevap vermemek, sınırlarınızı korumanın bir yoludur.
Elbette sessizlik her durumda en doğru seçenek değildir. Haksız bir suçlama karşısında kendinizi ifade etmek, sınır ihlallerine itiraz etmek veya önemli bir yanlışı düzeltmek gerekebilir. Buradaki asıl mesele, ne zaman konuşmanın, ne zaman geri çekilmenin daha yararlı olduğunu bilmektir.
Zarafet, yalnızca dış görünüşten ibaret değil
Zarafet çoğu zaman giyim, görünüş ve maddi imkânlarla ilişkilendirilse de insanın davranışları da en az bunlar kadar önemlidir. Başkalarına saygılı davranmak, farklı fikirlere tahammül göstermek ve öfke anında ölçülü kalabilmek, güçlü bir karakterin göstergeleri arasında sayılabilir.
Sokrates’e atfedilen hikâyenin günümüze taşıdığı temel düşünce de burada yatıyor: Başkasının davranışları, sizin nasıl davranacağınızı belirlemek zorunda değil.
Bazen en doğru cevap konuşmak, bazen de tartışmanın sizi değiştirmesine izin vermeden yolunuza devam etmektir. Çünkü olgunluk, her tartışmada son sözü söylemek değil, hangi tartışmanın gerçekten karşılık vermeye değer olduğunu anlayabilmektir.